Nefes…

“Bir kimse Rahman ve şeytan farkını bilmezse, kendini bilemez. 
Şimdi her kim bu sözleri anlasa, kendisini dahi bilmiş olur. 
Ne zaman ki kişi kendini bilirse aşk gelip Allah’tan yana çağırır. 
Bu hususta ne kadar nasibi var ise o kadar ilerler 
Şimdi kim bu sözleri anlamadı, kendisini dahi bilmedi. 
Her ne kadar insan suretinde olsa da insan mertebesinde değildir.
Lakin bu konuda tasarruf sahipleri de vardır ki onlar “BİLİRLER”.

Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli

Kime söyleseniz inanmaz, yaşamayan bilmez, anlatsanız anlaşılmaz, demini almadan içilmez, o yüzden masal gibi yazılır, oyun gibi oynanır hayat, yazan ve oynayanı bilmeden..

Öncelikle bilinmeli ki seni maddi aleme bağlayan maneviyatındır. Nefestir. Soyuttur, elle tutamaz, gözle göremezsin lakin Onsuz da var olamazsın, onu sen almazsın, verilir, ne ki bilirsin bunu, anlarsın, nefesini tuttum sanırsın da yanılırsın.

İlk yola girişin nefestir, dünyaları yaratan nefestir.

Benim ilk heyecanımdır nefes, yıllar önce yeniden doğuş nefes çalışması ( Rebirthing Breathwork ) ile karşılaşmam. Ya Nasip…Herşeyin hiç de bildiğiniz gibi olmadığını ancak içinde olduğunuz dünyaya ölerek anlayabilirsiniz, İşte, ilk ölüşüm de nefesle olmuştur. Varsınız ama yoksunuz, ya da şöyle ifade edeyim belki daha doğru; yoksunuz ancak aslında varsınız, duyuyorsunuz, görüyorsunuz, yaşamın çiçeğisiniz ancak maddiyat aleminde ölmüşsünüz ve yeniden doğmuşsunuz gibi düşünün, doğduğunuz alemin ise çocuğusunuz, hatta daha bebeksiniz, tutmuşsunuz elinizden, yeni alemin tüm idraklarini anlatıyorsunuz ona. Hayat dediğiniz maddi alemin ötesindeki yaşamları, incecik bir yol üstünde gösteriyorsunuz, ışık yok, tüm güneşler sönmüş, varlığın madde boyutundan varlığın mana boyutuna geçmişsiniz nefesle, HÛ…

İkinci ölüm.

Karanlıktan aydınlığa çıkışınız ise; ikinci ölüm, bir güneş doğar kızıllıklardan, bir aydınlık ki  ruhunuza eş. Nefesle mana aleminde giderken aniden gelir ÂŞK. Zihninizle inşa ettiğiniz gerçekliğin artık yok olduğunu bilirsiniz, kalbinizi alırlar ve ÂŞKı verirler. Artık sen yoksun ama ÂŞK vardır, baktığında gördüğün herşey ÂŞKtır, her yerden sana seslenir, her yerden sana dokunur, ol der olur, gül der gülersin. ÂŞK ile gül derer, güllerden gül olursun, canlardan cansındır artık. ÂŞK seni büyütür, besler, yedirir, içirir, arkanı toplar, önünü açar, bakarsan bağ olur, ona sırtını dönersen her yer dağ, olsun varsın hiç durmaz, yılmazsın, o dağları Ferhat gibi delersin, yani benliğini eritirsin, kimliğim dediğin, ben dediğin senleri bir bir yıkarsın ki bağdagülsündür artık. HAYY HAKK…

Seni yola nefes sokar ÂŞK tutar, ÂŞK tuttuğunu değiştirir, değişince artık sen sen değilsindir, senlik benlik gittiğinde ne kalır? Ya ÂŞK…

Doç.Dr. Nilüfer Demir